Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) ile Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi arasında sürdürülen kurumsal iş birliği protokolü ve "Ana Yurttan Ata Yurda Eğitim Köprüsü" projesi çerçevesinde, Kazakistan’ın Türkistan şehrinde uluslararası düzeyde akademik bir seminer düzenlendi. Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi salonunda gerçekleştirilen "Fârâbî’den Yapay Zekâya: Akıl, Mantık, Hakikat ve Algoritma - Akıldan Hikmete, Erdemli Şehirden Algoritmik Topluma" başlıklı seminer, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan tarafından sunuldu. Türkistan ile Anadolu arasındaki tarihî ve fikrî bağı somut akademik projelere dönüştürmeyi amaçlayan programda; İslâm düşünce tarihinin "Muallim-i Sânî"si (İkinci Öğretmen) olarak bilinen büyük Türkistanlı filozof Fârâbî’nin akıl, mantık, saadet ve erdemli şehir teorileri günümüz yapay zekâ teknolojileri ve dijital toplum tartışmaları bağlamında kapsamlı şekilde ele alındı.
Fârâbî’nin doğduğu topraklara yakın olan Türkistan coğrafyasında bu semineri vermenin simgesel ve semantik önemine değinen Prof. Dr. Arıcan, kadim filozofun yalnız tarihsel bir şahsiyet olarak değil, 21. yüzyılın küresel meselelerine soru sorabilecek çağdaş bir medeniyet filozofu olarak okunması gerektiğini vurguladı. Fârâbî’nin İḥṣâʾü’l-Ulûm (İlimlerin Sayımı) eserindeki bilimler tasnifine dikkat çeken Arıcan; bilginin dilden mantığa, matematikten metafiziğe ve medeni ilimlere uzanan bütüncül yapısının modern çağın disiplinler arası ihtiyaçlarına ışık tuttuğunu ifade etti. Günümüzde bilginin parçalanarak anlam kaybına yol açtığına işaret eden Arıcan, her veri yığınının hikmet oluşturmayacağını, hikmetin bilginin miktarında değil doğru amaca yöneltilerek yerli yerine konulmasında yattığını kaydetti.
Seminerde yapay zekâ modelleri ile insan aklı arasındaki niteliksel farkları felsefî boyutlarıyla değerlendiren Arıcan, Fârâbî’nin nahiv (dil grameri) ile mantık (zihnin grameri) arasında kurduğu ayrımı günümüz algoritmik sistemlerine uyguladı. Büyük dil modellerinin akıcı metinler üretmesinin mantıksal ve olgusal doğruluğu garantilemediğini belirten Arıcan; yapay zekâ sistemlerinde görülen uydurma (confabulation/halüsinasyon) risklerine karşı hakikat sonrası (post-truth) çağda mantık okuryazarlığının vital bir zihinsel vicdan görevi üstlendiğini vurguladı. Hesaplama (computation) yeteneği ile akletme eyleminin karıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Arıcan, yapay zekânın yüksek veri işleme kapasitesine rağmen insani anlamı, acıyı, merhameti ve adalet hissini tecrübe edemeyeceğini belirtti.
Fârâbî’nin Tahṣîlü’s-Saâde (Mutluluğun Kazanılması) ve el-Medînetü’l-Fâżıla (Erdemli Şehir) yapıtlarından hareketle günümüz dijitalleşme süreçlerini eleştirel bir süzgeçten geçiren Arıcan, modern dünyada tartışılan "süper akıllı toplum" (Society 5.0) konseptine alternatif olarak "süper erdemli toplum" ve "süper medeni toplum" teklifinde bulundu. Akıllı şehirlerin yalnızca teknik imkânlar ve verimlilik kıstaslarıyla ölçülemeyeceğini, insan onurunu, mahremiyeti ve adaleti koruyan "erdemli akıllı şehir" anlayışına ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Arıcan, UNESCO Yapay Zekâ Etiği Tavsiye Kararı’nda da belirtildiği üzere ahlaki sorumluluğun ve gözetimin makinelere veya algoritmalara devredilemeyeceğini aktardı. Dijital çağda temel tehlikenin makinelerin insanlaşmasından ziyade insanın pasifleşerek makineleşmesi olduğunu bildiren Arıcan, geleceğin üniversitelerinin hazır bilgi aktarmak yerine muhakeme, kaynak tenkidi ve doğru hüküm kurma yetisi kazandırması gerektiğini savundu.
Seminerin son bölümünde Sokrates, Yunus Emre ve Ahmed Yesevî’nin insan merkezli hikmet öğretilerini Fârâbî’nin akıl felsefesiyle harmanlayan Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, aklın terbiyesi ile gönlün terbiyesinin birlikte yürütülmesinin 21. yüzyıl insanı için vazgeçilmez bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Cengiz Aytmatov’un "her gün insan kalabilmek" idealine atıfta bulunan Arıcan, teknolojik kapasite büyürken insanlığın ahlak, hikmet ve vicdan boyutunun küçültülmemesi gerektiği uyarısında bulundu. Kadim Türkistan coğrafyasının bin yıl önce Fârâbî ve Ahmed Yesevî gibi evrensel değerler yetiştirdiğini hatırlatan Arıcan, yapay zekâ çağında insanlığın ihtiyaç duyduğu yeni hikmet ve medeniyet tasavvurunun yine akıl, fikir, etik ve insan odaklı bir akademizmle bu topraklardan doğacağına inandığını belirterek sunumunu tamamladı.
By using asbu.edu.tr, you are consenting to the use of cookies.