Tarih ve Kültür Abideleriyle İç içe Bir Araştırma Üniversitesi | ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ Ana içeriğe atla

 

ASBÜ Ulus Yerleşkesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Başbakanlık binası olan tarihi bir mekânda konumlandırılmıştır. Üniversite Ulus yerleşkesi aynı zamanda Ankara’nın en eski tarihi mekânlarından biri olan altı asırlık Hacı Bayram Veli Türbesi’nin ve tarihi iki bin yıl öncesine dayanan arkeolojik Roma Hamamı ve Augustus Tapınağı’nın sit alanlarının da yanında bulunmaktadır.

ASBÜ yerleşkesinin Ankara Kalesi, Hacı Bayram Veli Türbesi ve I. ve II. TBMM binalarından oluşan bir üçgenin merkezine konumlandırılmış olması, üniversite konumunu öne çıkaran özelliklerdendir. İçinde konumlandırıldığı tarihi doku içerisinde üniversite, modern ve son teknolojilerle donatılmış eğitim-öğretim ve araştırma ortamları oluşturmayı hedeflemektedir. ASBÜ geleneksel eğitim faaliyetlerinin yanında uzun vadede üniversite binalarında halka ve araştırmacılara hizmet verecek bir dizi müze açarak Ulus’un tarihsel zenginliğine birinci elden katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Üniversitenin rektörlük hizmet binası, Mimar Yahya Ahmet Bey tarafından 1925 yılında inşa edilmiş, 1937’ye kadar “Başvekalet” olarak hizmet vermiştir. 1950’li yıllardan sonra, Maliye Bakanlığı’na ev sahipliği yapan ana bina, 2001 yılından itibaren Gümrük Müsteşarlığı tarafından kullanılmıştır. 2013 yılı nisan ayında ise Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’ne tahsis edilen tarihi yapı, rektörlük binası olarak kullanılmaktadır. 


Kurtuluş Savaşı Müzesi (I. TBMM Binası):  Binanın inşasına, 1915 yılında başlanmış; ilk olarak İttihat ve Terakki Cemiyeti kulüp binası olarak tasarlanan binanın planı evkaf mimarı Salim Bey tarafından yapılmıştır. Türk mimari stilinde olan iki katlı binanın en belirgin özelliği duvarlarında Ankara taşı (ANDEZİT) kullanılmış olmasıdır. 23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında I. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılan bina, 1952 yılında Maarif Vekâletine devredilmiş, 1957 yılında ise müzeye dönüştürülmek üzere çalışmalara başlanmıştır. Bina 23 Nisan 1961'de "Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi" adıyla halkın ziyaretine açılmış; daha sonra 1981 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından restorasyon ve teşhir-tanzim çalışmaları sonucu 23 Nisan 1981 tarihinde "Kurtuluş Savaşı Müzesi" adıyla yeniden ziyarete açılmıştır.

II. TBMM Binası (Cumhuriyet Müzesi): 1923 yılında mimar Vedat Tek (1873-1942) tarafından tasarlanmış, daha sonra I. TBMM binasının yetersiz olması ile II. TBMM binası olarak 18 Ekim 1924 tarihinde hizmete açılmıştır. 27 Mayıs 1960 tarihine kadar 36 yıllık bir süre boyunca kullanılmış, 1961 yılında meclisin yeni yapılan modern binasına taşınması üzerine bu bina Merkezi Antlaşma Teşkilatı'na (CENTO) tahsis edilmiş ve 1961-1979 yılları arasında CENTO Genel Merkezi olarak kullanılmış, CENTO'nun kaldırılması ile aynı yıl Kültür Bakanlığı'na devredilmiştir. Binanın ön kısmının Cumhuriyet Müzesi olarak düzenlenmesi, arka kısmının ise Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün hizmet binası olarak kullanılması kararlaştırılmıştır. Müze kısmı onarım ve restorasyonlardan sonra düzenlenerek 30 Ekim 1981 tarihinde Cumhuriyet Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Bu düzeniyle 1985 yılına kadar hizmet vermiştir. Aynı yıl ziyarete kapatılarak, teşhir çalışmaları başlamıştır. Çalışmalar 1991 yılına kadar devam etmiş, Ocak 1992 yılında yeniden ziyarete açılmıştır. Müzede ilk üç Cumhurbaşkanı dönemini yansıtan olaylar, kendi sözleri, fotoğrafları, bazı özel eşyaları ile o dönemde mecliste alınan kararlar ve kanunlar sergilenmektedir.

Roma Hamamı: Ulus Meydanı’ndan Yıldırım Beyazıt Meydanı’na uzanan Çankırı Caddesi üzerinde, Ulus’tan itibaren yaklaşık 400 metre uzaklıkta, yolun batısında, caddeden 2,5 metre kadar yükseklikteki bir plato üzerinde bulunmaktadır. Bugün Roma Hamamı olarak adlandırılan bu ören yerinin bir höyük olduğu, aşağıdan yukarıya doğru Frig, Roma, kısmen de Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yerleşim gördüğü anlaşılmıştır. Burada yapılan kazılarda bulunmuş sikkelere dayanılarak hamam; kazı başkanı tarafından Caracalla (M.S 212-217) devrine tarihlenmiştir. Kazı sırasında bulunan diğer sikkelerden anlaşıldığına göre, hamam yaklaşık beş yüz yıllık bir süre içinde devamlı kullanılmış ve zaman zaman onarılmıştır. Yaklaşık 65.000 m2’lik bir alanı kapsayan Ankara Roma Hamamı ören yeri, 1997-2001 arasında yapılan çalışmalarla bir Açık Hava Müzesi görünümüne kavuşturulmuştur. 

Augustus Tapınağı: Augustus Tapınağı, Ulus’ta Hacıbayram Camii’nin bitişiğinde yer almaktadır. Roma Döneminin önemli yapıtlarından biri olan tapınağın, son Galat Hükümdarı Amintos'un oğlu Kral Pylamenes tarafından Augustus'a bağımlılık nişanesi ve Galatya Eyaletinin Roma’ya katılmasını kutlamak amacıyla M.Ö. 25 yılından sonra yapıldığı düşünülmektedir. Roma Döneminde Ankara, Augustus Tapınağı'nın bulunduğu kutsal tepenin etrafında kurulmuştur. Her ne kadar M.Schede tarafından M.Ö.2.yüzyıla tarihlenmiş olsa da, tapınakta bulunan mimari öğeler erken Augustus Dönemini (M.Ö.27-M.S.14) işaret etmektedir.

Ankara Kalesi: Ankara şehrinin ortasında Hititler devrinden sonra meydana getirilen bir kaledir. Fakat gerek Hititler devrine ait, gerekse Hitit'lerden önceki çağlara ait izlere kale çevresinde rastlanmaktadır. Ankara Kalesi, M. Ö. VII yüzyılda Frig (Phryg) kralı Midas tarafından, Ankara şehri kurulurken yapılmıştır. Çeşitli çağlarda yıkılan ve yaptırılan Ankara kalesi, iç ve dış kaleler halinde, kale içindeki şehri kalp şeklinde saran bir şekilde idi. Bugünkü Ankara Kalesi, iç ve dış olarak iki kısımdan oluşmakta; İçkale yüksekte, Dışkale tepenin kuzey, batı ve güney taraflarını çevrelemiş durumdadır. İçkalenin en yüksek yerindeki Akkale, bugün müze deposu olarak kullanılmaktadır. 

Hacı Bayram-ı Veli Camii: 1427 yılında yapılan cami tipik Osmanlı mimarisi özelliklerini taşımaktadır. Ankara'nın simgelerinden biri olan bu cami Ulus'ta yer alır. Caminin hemen bitişiğinde bir türbe ve medrese bulunmaktadır.