Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü tarafından “Bir Yazarın Kaderi: Mahir Nakip” başlıklı konferans 24 Şubat 2026 tarihinde ASBÜ yerleşkesinde gerçekleştirildi. Akademisyenler ve öğrencilerin katılımıyla düzenlenen programda, yazar kimliği ile kültürel hafıza arasındaki ilişki ele alındı; bir düşünce ve yazı serüveninin hangi tarihsel ve toplumsal eşiklerde şekillendiği kapsamlı biçimde değerlendirildi.
Konferansta Prof. Dr. Mahir Nakip kendi hayat hikâyesini, kaleme alınan eserlerin yayımlanma dönemleri merkeze alınarak kronolojik bir bütünlük içinde anlattı. Yazarlık serüveninin yalnızca bireysel bir tercih alanı olmadığını; toplumsal aidiyet, kültürel çevre ve tarihsel şartlarla birlikte inşa edildiğini vurguladı. Bu çerçevede, akademik üretim ile edebî duyarlık arasındaki karşılıklı etkileşim üzerinde durdu.
Konuşmasının bir bölümünde Prof. Dr. Nakip, “Kendimi yalnızca bir akademisyen olarak değil, kültürel hafızayı omuzlarında taşıyan bir yazar olarak konumlandırıyorum” ifadelerini kullandı. Yazı dünyasının, bireysel tecrübenin ötesinde bir medeniyet birikimine yaslandığını belirterek, metinlerin arkasında daima bir aidiyet bilinci bulunduğunu dile getirdi.
Irak’tan Türkiye’ye tahsil amacıyla geldiği gençlik yıllarını, kimliğin bilinçle kurulduğu tarihsel bir eşik olarak ele aldı. Bu dönemin yalnızca akademik bir eğitim süreci olmadığını; aynı zamanda düşünce dünyasının şekillendiğini, dil ve kültürle derin bir temasın kurulduğu bir inşa süreci olduğunu ifade etti. “Yazı dünyamı, bireysel tercihten çok toplumsal aidiyet fikri üzerine kurdum” sözleriyle bu yaklaşımın temel dayanağını açıkladı.
Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde yürüttüğü rektör yardımcılığı ve rektör vekilliği görevleri sırasında Türkmen, Kazak ve genel olarak Türk dünyası toplum yapısını yakından gözlemlendiğini aktardı. Bu gözlemlerin, kültürel kodların ve toplumsal hafızanın anlaşılmasına katkı sağladığını belirtti. Pazarlama araştırmalarının yalnızca tüketici davranışını inceleyen teknik bir alan olmadığını; aynı zamanda kültürel hafızayı ve değer dünyasını çözümlemeyi gerektirdiğini vurguladı.
Konferansın devamında folklorun geçmişe ait durağan bir hatıra olarak değil, kimliği canlı tutan dinamik bir hafıza alanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Edebiyatın ise bu hafızayı estetik bir üslupla geleceğe taşıyan en zarif imkân olduğunu dile getirdi.
By using asbu.edu.tr, you are consenting to the use of cookies.