Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) 2026-2027 Akademik Yılı, Rektör Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan’ın öğrencilere verdiği ilk dersle başladı. 21 Eylül 2026 Pazartesi günü MAYEM Amfi Tiyatro’da gerçekleştirilen derste Prof. Dr. Arıcan; değişim ve dönüşüm çağında yükseköğretimin rolü, yapay zekâ, çok dillilik, disiplinlerarası eğitim, uluslararasılaşma, dijital riskler, toplumsal sorumluluk ve geleceğin üniversitesi üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Yeni akademik yılın başında öğrencilere “ASBÜ ailesine hoş geldiniz” diyerek seslenen Prof. Dr. Arıcan, üniversitenin tanıtım ve tercih döneminde öğrencilere sunulan imkânların akademik yıl boyunca hayata geçirilmesi için çalışılacağını belirtti. Dünyada ve Türkiye’de hızlı bir değişim ve dönüşüm sürecinin yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Arıcan, ASBÜ’nün akademik ve idari birimleriyle öğrencilerin eğitim süreçlerine katkı sunacağını ifade etti.
Geleceği Tahmin Etmekten Çok, Geleceğe Hazırlamak
Konuşmasının temel eksenlerinden birini değişimin hızına uyum sağlayabilen insan yetiştirme anlayışı oluşturan Prof. Dr. Arıcan, geçtiğimiz günlerde Glasgow’da düzenlenen EAIE 2026 Konferansı’nın “The Rhythm of Revolution” temasına değindi. Yükseköğretimin değişen dünyada kendisini yeniden düşünmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Arıcan, ASBÜ olarak konferans kapsamında farklı ülkelerden yükseköğretim kurumlarıyla öğrenci ve akademisyen hareketliliği, ortak programlar, araştırma, yayın ve yeni akademik iş birliği imkânlarını ele aldıklarını aktardı.
Değişimin hızlandığı bir dünyada üniversitenin geleceğin nasıl olacağını önceden bilmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Arıcan, yükseköğretimin temel görevinin geleceği tahmin etmekten çok, farklı geleceklerle karşılaşabilecek insanları yetiştirmek olduğunu ifade etti. Öğrencilerin yeni bilgiler öğrenebilme, gerektiğinde düşüncelerini değiştirebilme, kaynakları doğrulayabilme, farklı disiplinlerden bakabilme, belirsizlik içerisinde karar verebilme ve başarısızlık karşısında yeniden başlayabilme becerilerinin önemine dikkat çekti.
Bu yaklaşımı “istikamet sahibi esneklik” kavramıyla açıklayan Prof. Dr. Arıcan, değişime açık olmanın kişinin kendi değerlerinden, dilinden, kültüründen ve tarihinden kopması anlamına gelmediğini belirtti. “Kökleri sağlam, dalları gökyüzüne açık” insan yetiştirme anlayışının önemine işaret eden Prof. Dr. Arıcan, dünyaya açılırken kendi merkezini koruyabilmenin çağın temel gerekliliklerinden biri olduğunu dile getirdi.
Yapay Zekâ Çağında Sosyal Bilimlere Daha Fazla İhtiyaç Var
Yapay zekânın artık geleceğin değil, bugünün konusu olduğunu belirten Prof. Dr. Arıcan; araştırma, hukuk, finans, tercüme, sağlık, iletişim, sanat, kamu yönetimi ve eğitim gibi pek çok alanda yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaştığına dikkat çekti. Öğrencilere yapay zekâyı kullanmaları, öğrenmeleri ve denemeleri çağrısında bulunan Prof. Dr. Arıcan, bununla birlikte düşünme sorumluluğunun teknolojiye devredilmemesi gerektiğini vurguladı.
Yapay zekânın metin üretebileceğini ancak üretilen bilginin doğruluğundan insanın sorumlu olduğunu belirten Prof. Dr. Arıcan; kaynak doğrulama, eleştirel düşünme, akademik dürüstlük, etik ve insanî sorumluluğun yapay zekâ çağında daha da önem kazandığını ifade etti. Teknolojinin “ne yapılabileceği” sorusuna cevap verebildiğini, sosyal bilimlerin ise “yapılmalı mı, niçin yapılmalı, kimin yararına ve hangi hukuk ve ahlak çerçevesinde?” gibi soruları gündeme getirdiğini belirten Prof. Dr. Arıcan, bu nedenle yapay zekâ çağında sosyal bilimlere duyulan ihtiyacın azalmak yerine artacağını söyledi.
ASBÜ’nün Sosyal Bilimler Vizyonu
ASBÜ’nün sosyal bilimler alanındaki ihtisaslaşmış yapısına da değinen Prof. Dr. Arıcan, günümüzün karmaşık meselelerinin tek bir disiplinin sınırları içinde ele alınamayacağını ifade etti. Göç, yapay zekâ, toplumsal dönüşüm ve benzeri meselelerin hukuk, siyaset bilimi, sosyoloji, psikoloji, iktisat, tarih, iletişim ve uluslararası ilişkiler gibi farklı disiplinlerin katkısıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Öğrencileri çift ana dal ve yan dal imkânlarından yararlanmaya teşvik eden Prof. Dr. Arıcan, sosyal bilimler alanında disiplinlerarası düşünmenin önemine dikkat çekti. Hukuk, iktisat, psikoloji, tarih, uluslararası ilişkiler, iletişim ve felsefe gibi alanların birbirini tamamlayan perspektifler sunduğunu belirten Prof. Dr. Arıcan, sosyal bilimler üniversitesi olmanın önemli avantajlarından birinin meseleleri insanın bütünlüğü içerisinde değerlendirebilmek olduğunu ifade etti.
Çok Dillilik ASBÜ’nün Akademik Karakterinin Bir Parçası
Prof. Dr. Arıcan, öğrencilerin ASBÜ’deki eğitim hayatlarını zenginleştirecek önemli imkânlardan birinin de çok dillilik olduğunu belirtti. Yabancı dil öğrenmenin yalnızca iletişim becerisi kazanmak anlamına gelmediğini ifade eden Prof. Dr. Arıcan, farklı diller aracılığıyla başka toplumların düşünce dünyalarına, kültürlerine ve bilgi kaynaklarına erişilebildiğine dikkat çekti.
ASBÜ’de Almanca, Arapça, Çince, Ermenice, Farsça, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Japonca ve Rusça gibi farklı dillere yönelik imkânların bulunduğunu belirten Prof. Dr. Arıcan, öğrencilerin üniversiteden yalnızca bir diploma ile değil, en az iki yabancı dil ve mümkünse üçüncü bir dil ile ayrılmalarının önemini vurguladı. Çok dilliliğin öğrencilerin akademik kaynaklara, uluslararası hareketlilik imkânlarına, farklı kültürlere ve mesleki fırsatlara erişimini genişleteceğini ifade etti.
Prof. Dr. Arıcan ayrıca üçüncü yabancı dil seçenekleri ile İbranice, Latince, Grekçe ve Akkadca gibi klasik ve tarihî dillere yönelik yeni imkânların geliştirilmesinin ASBÜ’nün akademik karakteriyle örtüştüğünü belirtti. Üniversitedeki tarihî dil çalışmalarının bu vizyon için önemli bir akademik birikim oluşturduğunu ifade etti.
Uluslararasılaşma Öğrencinin Zihninde Gerçekleşiyor
Öğrencilere Erasmus ve diğer uluslararası hareketlilik imkânlarından yararlanmaları çağrısında bulunan Prof. Dr. Arıcan, uluslararasılaşmanın yalnızca üniversiteler arasında imzalanan anlaşmalardan ibaret olmadığını söyledi. Farklı ülkelerde eğitim alma, uluslararası öğrencilerle bir araya gelme, farklı akademik çevrelerle temas kurma ve başka toplumların dünyayı nasıl değerlendirdiğini yerinde gözlemleme deneyimlerinin öğrencilerin dünyaya bakışını zenginleştirdiğini belirtti.
“Dünyaya açılın; merkezinizi kaybetmeyin.” yaklaşımını vurgulayan Prof. Dr. Arıcan, öğrencilerin kendi dil, kültür, tarih ve medeniyet birikimleriyle bağlarını korurken dünyanın farklı coğrafyalarıyla akademik ve kültürel temas kurmalarının önemine dikkat çekti. Bu çerçevede uluslararasılaşmanın asıl olarak öğrencinin zihninde gerçekleştiğini ifade etti.
Sosyal Bilimlerin Yeni Ufukları: Kreatif Endüstriler ve Sosyal Yenilik
Sosyal bilimlerin dönüşen sınırlarına da değinen Prof. Dr. Arıcan; dijital oyun, sinema, tasarım, yapay zekâ, yeni medya, kültür endüstrileri, dijital içerik, yayıncılık, müzik ekonomisi ve kültür politikaları gibi alanların artık yalnızca kültürel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal boyutları bulunan alanlar hâline geldiğini belirtti.
Bu doğrultuda ASBÜ olarak Kreatif Endüstriler alanında yeni bir akademik yapılanma üzerinde çalışıldığını ifade eden Prof. Dr. Arıcan, YÖK nezdinde sunulan Kreatif Endüstriler Fakültesi kuruluş teklifinin sosyal bilimleri yaratıcı alanlar ve yeni ekonomik ekosistemlerle buluşturma hedefinin bir parçası olduğunu söyledi. Sosyal Araştırmalar ve Yenilik Enstitüsünün de toplumsal fayda odaklı araştırma ve yenilik anlayışının önemli taşıyıcılarından biri olduğunu belirtti.
Dijitalleşen Dünyada Öğrencilerin Güvenliği ve Üniversitenin Sorumluluğu
Prof. Dr. Arıcan, yeni akademik yılın başlangıcında öğrencilerin dijital mecralarda karşılaşabilecekleri risklere karşı da dikkatli olmaları gerektiğini vurguladı. Sosyal medya ve dijital platformların sunduğu imkânların yanı sıra sanal bahis, şans oyunları ve kumar gibi alanlarda finansal, hukuki ve bağımlılık kaynaklı riskler bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Arıcan; dijital kimlik, kişisel veriler ve banka hesaplarının korunmasının önemini ifade etti.
Öğrencilerin karşılaşabilecekleri sorunlarda yalnız olmadıklarını belirten Prof. Dr. Arıcan, akademik danışmanlar ile akademik ve idari birimlerin ihtiyaç duyulan durumlarda öğrencilere destek sunacağını ifade etti. Üniversitenin görevinin yalnızca akademik başarıyı desteklemekten ibaret olmadığını, öğrencilerin güvenliğini, gelişimini ve iyi oluşunu da gözetmeyi gerektirdiğini vurguladı.
Üniversite, Bilginin Yanı Sıra Karşılaşmaların da Mekânıdır
Üniversite hayatının yalnızca derslik, sınav ve diploma süreçlerinden oluşmadığını belirten Prof. Dr. Arıcan, üniversitenin aynı zamanda öğrencilerin hocalarla, farklı disiplinlerle, farklı kültürlerden öğrencilerle, kitaplarla, sanatla, sporla ve yeni fikirlerle karşılaştığı bir öğrenme ortamı olduğunu söyledi.
Bu anlayış doğrultusunda öğrencileri öğrenci topluluklarına, sosyal sorumluluk çalışmalarına, araştırma projelerine, sanat ve spor faaliyetlerine, uluslararası hareketlilik programlarına ve farklı akademik alanlara yönelmeye davet eden Prof. Dr. Arıcan, üniversite yıllarının çok yönlü değerlendirilmesinin öğrencilerin kişisel ve akademik gelişimlerine katkı sağlayacağını ifade etti.
Yükseköğretimin Toplumsal Barış ve Birlik Sorumluluğu
Prof. Dr. Arıcan, yükseköğretim kurumlarının yalnızca meslek ve bilgi üretme değil, toplumun ortak meselelerini bilimsel yöntemlerle inceleme sorumluluğu da bulunduğunu belirtti. Yükseköğretim Kurulu tarafından 2026-2027 akademik yılı açılışları ve ilk derslerde “Terörsüz Türkiye” başlığının sosyal, ekonomik, hukuki, siyasi, kültürel ve güvenlik boyutlarıyla bilimsel çalışmalar, panel, konferans ve çalıştaylarla ele alınmasının istenmesine değinen Prof. Dr. Arıcan, ASBÜ’nün sosyal bilimler alanındaki ihtisaslaşmış yapısıyla bu konuların bilimsel ve akademik zeminde incelenmesine katkı sunacağını ifade etti.
Toplumsal huzur, güvenlik, kardeşlik ve birlikte yaşama gibi meselelerin sosyal bilimlerin asli araştırma alanları arasında bulunduğunu belirten Prof. Dr. Arıcan; hukuk, siyaset bilimi, sosyoloji, psikoloji, iktisat, tarih, uluslararası ilişkiler ve iletişim gibi farklı disiplinlerin kendi yöntemleriyle bu tür meselelerin anlaşılmasına katkı sağlayabileceğini söyledi. Üniversitenin görevinin meseleleri sloganlara indirgemek değil, bilimsel yöntem ve eleştirel düşünce çerçevesinde araştırmak ve bilgi üretmek olduğunu vurguladı.
“Öğrencimiz Sadece Bir Öğrenci Numarası Değildir”
Akademik ve idari personele de seslenen Prof. Dr. Arıcan, üniversitenin yalnızca dersliklerden oluşmadığını belirterek öğrencilerin üniversite deneyiminde akademik ve idari personelin her birinin önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Öğrencilerin kayıt, belge, başvuru veya herhangi bir sorun nedeniyle üniversitenin idari birimleriyle kurduğu temasın da eğitim deneyiminin bir parçası olduğunu ifade etti.
Öğrencilerin yalnızca bir öğrenci numarası veya işlem dosyası olarak görülmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Arıcan, üniversitede görev yapan herkesin öğrencilerin geleceğine farklı biçimlerde katkı sunduğunu söyledi. Öğrencilerin geleceğin akademisyenleri, diplomatları, hukukçuları, kamu yöneticileri, sanatçıları, yazarları, girişimcileri ve farklı alanlardaki profesyonelleri olabileceğine dikkat çekerek öğrencilerin eğitim sürecine bütüncül bir yaklaşımla yaklaşılması gerektiğini vurguladı.
“ASBÜ Ailesine Hoş Geldiniz”
ASBÜ’nün kuruluşundan bugüne bilimsel üretim ve akademik gelişimini sürdürdüğünü belirten Prof. Dr. Arıcan, üniversitenin uluslararası görünürlüğünün de her geçen yıl arttığını ifade etti. ASBÜ’nün tarihî kampüsünün öğrencilere akademik eğitimin yanı sıra Ankara’nın tarihî ve kültürel mirasıyla doğrudan temas kurabilecekleri özgün bir üniversite ortamı sunduğuna dikkat çekti.
Yeni öğrencilerin ASBÜ ailesinin bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arıcan, öğrencilerin üniversiteye ulaşmasında emeği bulunan ailelerine ve öğretmenlerine teşekkür etti. Yeni akademik yılın öğrenciler, akademik ve idari personel ile ASBÜ ailesi için başarılı ve verimli geçmesi temennisinde bulunan Prof. Dr. Arıcan, öğrencileri yeniden “ASBÜ ailesine hoş geldiniz” diyerek selamladı.
asbu.edu.tr' yi kullanarak çerezlere izin vermiş olursunuz.